11 Oca 2009

Of adsl'm bozuk

Selam sana.. Bugün aile saadeti günüydü.. Palladium'da gezindik durduk, her katı dolaştık ve neredeyse her mağazaya girdik.. Her yer indirime girmiş, her vitrinde %50 indirim, SALE, discount vs. yazıları vardı.. Ben açıkçası Bebe'den alışveriş yaptım, bence farklı ve şık bir mağaza ve sadece Palladium'da ve Akmerkez'de varmış.

Bir de öğlen yemeği “Bilakis”te yedim.. Evet günlük, ben bir makarna FANıyım, deli gibi makarna seviyorum ve eğer dışarıda makarna yiyorsam, Tepe Nautilus’da “Appetito”yu, Maltepe Karfur ve Palladium’da da “Bilakis”i tercih ediyorum. Makarnalardan ise patlıcan beğendili fusilli favorimmmm!! Bir de üstüne közlenmiş kırmızı biber çok yakışıyor bu çifte.. Ama bugün ben kremalı tavuk-mantarlı fusilli yedim, çok da beğendim, tavsiye ediyorum sana da..


Bu arada Bilakis’teki çalışanlar artık beni “Parmesan peynirinden korkarak kaçan kız” olarak biliyorlar.. Ama ne yapayım yaa peynir kokusu, hele ki parmesan öğğğkkk yani.. Sen benim peynir kokusuna dayanamadığımı, bir de üstüne peynire dokunamadığımı biliyor muydun? Hatta ilginç bir şey daha söyleyeyim, yoğurt ve ayran kutularını da elleyemem.. Hep tepelerinden tutarım, kapaklarının hemen yanlarından.. Eğer yanlarından tutarsam elim kötü kokuyor, sonra midem bulanıyor çünkü.. Ama ikisini de çok severim ve çok tüketiyorum, ne tezat.. Palladium’dan bahsetmişken bence orası, diğer alışveriş merkezlerinden farklı çünkü orada hiç sıkışıklık, böyle bir kalabalık, balık istifi durumları yok, rahat rahat gezinebiliyorsun, gezinme yolları geniş, ferah, tepesi de camla kaplı böylece kapalı bir kutuda kaybolmuş dolanıyorsun izlenimi de olmuyor alışveriş yapanlarda.. Öyle güzel bir yer işte, sadece ulaşımı biraz zor, ters bir yerde kalıyor sanırım ama bugün farkettim ki önünden 8A ve 21Y geçiyormuş.. Bu bilgi çok işime yarayacak.. Ben 8A'yı pek seviyorum bunu biliyor muydun? Bizim eve yolu biraz uzatıyor, Fikirtepe üzerinden gidiyor ama tam evimin yanındaki sokakta bırakıyor, süper bir şey.. Genelde Kadıköy'den biniyorsam ve yorgunsam hep 8A gelsin istiyorum..

Neyse, Palladium’dan sonra montaj işlerine giriştim bir de.. Bugün ben “Faktum” yaptım. IKEA sağolsun, ucubik isimleri hayatımıza sokuyor.. Eminim İsveççe’de çok anlamlı bir şeydir de sonunda patates soğanlık için bir dolap çıkıyor söyleyeyim sana da.. IKEA-Evinizin her şeyiii çınlandı hep kulağımda o Faktum'u yaparken...

İsveççe, İsveç falan demişken İsveç’teki üniversitelerde master için son başvuru tarihi 15 Ocak. Yani elimi çabuk tutup bu hafta içinde başvurumu tamamlamam gerek.. Tercihlerim belli zaten sadece http://www.studera.nu/ sitesine girip başvuruda bulunacağım ama erteledikçe erteliyorum her Türk insanının genel doğasında olduğu gibi.

Ya Dredg ne güzel gruptur öyle yaa.. Hele “Sorry but it’s over” süper.. Şarkılardan söz açılmışken akşam evde ablamla yemek yerken bir yandan da televizyona bakıyorduk, atv açıktı ve “Benim annem bir melek” vardı.. Hiç de sevemedim o diziyi, bir bölümünü bile başından sonuna izleyemedim, dayanamadım.. Halbuki oyuncuların çoğunu beğeniyorum.. Her neyse diyeceğim şu ki izlediğimiz bölümde, dizide yılbaşı kutlaması vardı, bir mekana gidilmiş eğleniliyordu, sahnede ise Nil Burak vardı (Hani şu Issız Adam sayesinde tekrar ünlenen değerli insan) ve “Sen de başını alıp gitme ne olur” söylüyordu.. Ne güzel şarkı o cidden, dinlerken gözlerimi kapatıp hislenesim geldi..

Sen de başını alıp gitme ne olur
Ne olur tut ellerimi
Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar
Ve hiçbir şeyi istemedim/özlemedim seni istediğim/özlediğim kadar
Sen de başını alıp gitme ne olur
Ne olur
Ne olur..

Şimdi ise cd’de Drowning Pool-Tear away çalıyor ve yazımı sonlandırıyorum, “God damn I love me”.. İyi geceler..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder