25 Oca 2009
Ölümüne Depresyon Gecesi
Gökhan Kırdar - Yağmur (Ben..)
Hayko Cepkin - Eller Aldı (Aktur'da küçük koyda şezlongun üstünde gece gökyüzünde yıldızları izlemek)
Hayko Cepkin - Son Kez (İlk şarkı)
Hayko Cepkin - Yarası Saklı (Luca)
Zakkum - Anlıyorsun (Güzeeelll...)
Zakkum - Ağlat Beni (Raindog gecesi)
Comma - Sen (Övünç)
Comma - Two Sun ;
we're two sun in the same sky
we fell apart and thoughts gone dry
let me hear my voice
i'll speak for myself
crossing roads in a one way street
one led to fear, one led to tear
a simple courage, an understanding
and now there's nothing left for me to do
can you say my friend what's there inside of you
am i scared? or am i letting you down
alone at night, dreams eluding
i turn off the light, i know you're watching
you sense the fire and push me aside
we're two sun in the same lie
lived the dream and then fall apart
let me hear her voice
i'm ready to cry
24 Oca 2009
23 Oca 2009
Memnu-ı Aşk
Dün yine Nihal ve elleri vardı.. Yine Nihal çalmadı ve ben yine Nihal'in elleri aslında kimin diye düşüncelere daldım günlük.. Çıksın, "Bu eller benim!!" desin kardeşim...(Bu lafı da orijinal adı "So you think you can dance" olan yarışmanın Türkiye ayağındaki(neden bacağı değil de ayağı ki bu?) jüri üyelerinden Uğurkan Erez beyfendiden kaptık.. Tüm Türkiye kaptı, zira enfeksiyon gibi bir laf.. Hala "kardeşiiimm" derken o adamın sallanarak söyleyişi geliyor gözümün önüne.. Neyse) Nasıl öyle sessiz sessiz duruyor o piyanoyu çalan insan yaa.. Ne diyorlar acaba o kişiye? "Nihal bu bölümde piyano çalacak, sizin eller bir ara sete uğrayabilirler mi acaba?" Ya da o da her çekime geliyordur, "Yazık, bugün de geldi, bari Nihal'e ek piyano dersi koyalım." mı diyorlardır? Harcanıyor, harcanıyor valla.. Dün çaldığı ne güzel parçaydı öyle.. Behlül geldi kestiler bir ara gerçi ama sonra devam etti.. Güzeldi o parça, güzeldi..Bu arada yukarıda yapıştırdığım resmi bulduğum sitede şöyle yazıyor: "Dokunaklı bir çalgı olan piyanonun birçok çeşidi vardır." Dokunarak çalındığından bahsetmeye çalışmışlar ama olmuyor işte aklım başka işliyor. Çok hisli bir çalgı olarak düşünmek istiyorum ben onu.. Ya da beim ona değil, onun bana dokunduğunu düşünmek.. Güzel çalgı, güzel..
Bir fobi..
Ben böceklerden çok tiksiniyorum ama öyle böyle değil.. Özellikle uzun bacaklı olup uçanlarından.. Bakamıyorum bile, hemen kaşınmaya, kendi kendimi konuşarak telkin etmeye çalışıyorum. Mesela bir yaz akşamı küçük odada bilgisayardaydım, cam açık, odanın kapısı da kapalıydı.. Birden bir hışımla odanın içerisine camdan çok afedersin eşşşşekkk kadar bir güve kelebeği girmesin miiii!!! Nasıl çığlık atmışım, bütün apartman inledi.. Bir de uçuyor ya, üzerime konacak diye nasıl korkuyorum, kendi kendime "çüş, oha, yuh, bu kadar da büyük olunmaz ki, kaçayım sen burda kal ve camdan dışarı çık, kalma burda, kalırsan ben bu gece evden kaçarım" falan demeye başladım.. O sıra babamlar koştular nooluyor diye, ben de "ben kaçıyorum, kapıyı kapatın üstüne, kalsın o burada, ben girmem odaya bir daha" falan diye saçmalamışım, beni içeri götürdüler, o hayvanat odada kaldı.. Annem de benim bu çığlıklarımdan ve bazen yaptığım ani çıkışlardan nefret eder ve benim gerçekten nefret ettiğim cümleyi kurar: "Buna mı bağırdın o kadar, bu muydu yani çığlık attığın şey." Ya neyse ne, korkuyorum ama ben ne yapabilirim yaaaa.. Babam odaya girdi, kelebekle biraz vakit geçirdi, sonra camdan çıktı falan diye yanımıza geldi ama ben uzun süre o odaya giremedim..
Bir seferinde de normalde öyle çok iğrenmem ama Kadıköy'de talento ile yolda yürürken bir mazgalın altında bir şeyin bana baktığını gördüm, ilerledim bir şey yokmuş gibi.. Talento demez mi: "Fareyi gördün mü" diye.. Ben orada krize girdim.. Ağlamaya hıçkırmaya falan başladım.. Halbuki farecik işte yaa, yolda bile değildi, ayağımın altındaki mazgalın altındaydı.. Ama noldu bilmiyorum.. Zaten o fare istisna.. Ben en çok uzun ve ve kıllı bacaklı kabuklu hayvanlardan nefret ediyorum. Öyle ki şimdi yazarken bile kaşındım günlük.. Şimdi bu konu nerden geldi aklına dersen, bir sitede şöyle bir t-shirt gördüm de.. Hala bakarken bir garip oluyorum ama ben buna dokunamam bırak giymeyi... Giyene de bakamam, böyle şeyler giyip gelmesinler bana..
Gündüz niyetine
Günaydın günlük.. Ben galiba çevremdeki olaylardan çok etkileniyorum ve etkileri sonradan rüyalarıma konu oluyor. Dün yine çok garip bir rüya gördüm. Rüyamda Almanya'daydım, doğal olarak herkes Almanca konuşuyordu (Galiba Goodbye Lenin!'in etkisi) sonra ülkeyi ellerinde taramalı tüfeklerle birileri bastı. (Galiba İsrail-Filistin savaşının etkisi bu da..) Ülkeyi basan insanlar bir şey arıyorlardı, değerli bir şeymiş.. Sonra nasıl oldu orasını hatırlamıyorum ama biri bana bir anahtar verdi (Dün dans tiyatrosu çalışması yaptığımız oda ve içindeki müzik dolabı kilitliydi, oradaki görevliden tam 3 tane anahtar aldım, sanırım bu da onun etkisi) ve o anahtarın çok önemli olduğunu onu korumam gerektiğini söyledi ve uzaklaştı. Ben de cebime attım ve kaçışmaya, saklanmaya devam ettim. Sürü halindeki insanları takip ediyordum, sonuçta ne iz ne yol biliyorum Almanya'da.. Sonra bu sürü bir binaya girdi, ben de herhalde binalar arası geçiş vardır diye düşünüyordum. Yokmuş.. Sıçtım.. En üst kata çıktım, saklanacak yer yok çünkü bir sürü insan var, ben de çıkayım buradan derken evin giriş kapısında yakalandım, beni aradılar ve cebimde anahtarı buldular.. Ama saflarmış, nasıl bir şey aradıklarını bilmiyorlarmış herhalde ki ben neden bilmiyorum Fransız aksanlı bir İngilizce ile "That is my door key, my room, hotel, key.." diye saçmaladığımda biraz durup bana anahtarı verip, beni yolluyorlardı. Sonra yine kaçıyorum koşa koşa.. Sonra önümde aşağıya doğru upuzun merdivenler beliriyor ve merdivenlerin sonunda da deniz ve denizde kocaman bir dalganın içinde bir sürü köpekbalığı var, kıyıya doğru yaklaşıyorlar, sonra uzaklaşıyorlar.. Rüyamdaki görüntü sörf yapan adamlar hariç birebir şunun aynısı ama köpekbalığı versiyonu:
(Bu resmi de geçen gün bir foto galeride görmüştüm, herhalde bu etkiledi). Neyse rüyanın sonunu falan da hatırlamıyorum, ööyle köpekbalıklarını gördüm, kaçtım, kaçtım falan.. Hayırdır inşallah.. Ne olacak benim bu halim?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


